obezite genetik mi?

  • Sağlık  •   ocak, 2020

Obezite, vücut kompozisyonunda anormal miktarda yağ birikmesi ve ya göreceli olarak yağ oranının artması ile karakterize bir hastalıktır.

Obezite geni diye bilinen tek bir gen yoktur. Obezite ile ilişkili genler vardır. Bu nedenle bir gene bakarak obez olunup olunmayacağı, sonraki nesillerin akıbetleri, beslenme ve egzersizin beyhudeliği vs söylenememektedir

kilo

Sofra mirası en eksiksiz aktarılan mirastır, aman dikkat!

Obezitede yolculuğunda kötü dirsekler vardır. 6 yaş, 12 yaş, 18 yaş ve 30 yaş dirseklerine dikkat!

  • Obezitede genler önemlidir ama tek sebep değillerdir.

  • Vücut şekli, yağlanma alanları genetik olarak belirlenebilir

  • Obezitede çevresel faktörler çok daha belirleyicidir

Obez aile bireylerinin matruşka bebekler gibi birbirlerinin içinden benzer çıkmalarından genetik değil daha çok taklit davranışlar sorumludur. Bazı özellikler genetik geçebilir. Bazal metabolizma hızı gibi, yağ dokusunu oluşturma hızı gibi. Elbette ki vücut kompozisyonlarında bazı genetik geçişler de vardır. Saçımızın rengi gibi bazı vücut özellikleri sonraki nesillere geçicidir. Genel vücut hatları ile orantısız geniş basenleri olan bir kadının, yine böyle özelliklere sahip kızlarının olduğunu görmekteyiz. Bu obezite değil, vücut şeklidir. Çok büyük göğüsleri olan bir babaannenin, incecik geline rağmen kocaman göğüsleri olan torunu olabilir ve bu torun olduğundan iri ve şişman görülebilir. Bu da gerçek bir şişmanlık değil bir vücut şeklidir. Büyük burnun genetik taşınması gibi bir şeydir.

menopoz

Özetle

Ama tüm ailede belirgin şişmanlığın olması daha çok davranışsal taklide ve alışkanlık taklidine bağlanmalıdır.

Genetik olarak tanımlanan şişmanlıklar nadir görülmektedir. Basında da yer aldığından hastalarımız aşinadır. Leptin geni eksikliği veya direnç mekanizmaları nedeniyle olan obezite çok nadirdir.

Toplumda görülen obezite pratikte, beslenmeyi içeren bir yaşam şekli yanlışlığından kaynaklanmaktadır.

Hatırlatma !

Çocuklarımızı basit şekerlerin tehlikelerinden koruyalım. Metabolik sağlıksızlık anne karnında başlar ve sonrasında geri dönüşü olmayan bir hasarlanmayla devam eder.

Yağ dokusu ciddi enerji deposu olan ve hormon üreten, aktif endokrin bir organdır. Biraz büyüktürler, bu da görüntü sorunu yaratır.
Yağ dokusu kritik zamanlarda hayatta kalmayı sağlayan enerji yedeği açısından değerlidir. Vücudun başına gelen ve besine, yakıta ulaşmayı engelleyen her durumda bu depo kullanılır ve bir süre hayatta kalınır. Biz şimdi bu vücut yanıtına söylensek de türümüzün devamı muhtemelen bu savunma sistemi gibi başka sistemler sayesinde olmuştur.
Bu nedenle bir kere kilo vermeye başladık mı, ilk engel bizzat vücudumuzdan gelir. Hızlı bir kilo verme gayretini vücut başka türlü anlar.
“Beden daha az besin için daha çok çalışıyor, o zaman ben ona yardım edeyim ve metabolizmayı yavaşlatayım, ekonomi yapayım” diyebilir. Yaş artıkça bu ses daha belirginleşir. Hele vücut ağırlığımızın %10 kadarını kaybedince, bir panik ile tasarruf başlar ve kilo verme durdurulur.
Unutmayın ki bu bir savunma yanıtıdır ve aslında doğal bir tepkidir. Büyük tepki çekmemek için sakin, kararlı ve yavaş davranmakta faydalar vardır.

Bu Yazıyı Paylaş!